Yeni Demokrat Gençlik

YDG Resmi web sitesi

  • Anasayfa
  • GENÇLİĞİN SESİ
  • Güncel
  • Üniversite
  • Özgür Okul
  • Genç Kadın
  • LGBTİ+
  • Makale
  • Köşe Yazıları
  • Kültür/Sanat
  • Bize Ulaşın
  • PDF

Bağlılıklarımızı Geliştirelim

22 Nisan 2026 by admin1

Politika istikrar ister, bu politikayı takip eden güçlü bir pratik sürecimiz olmalıdır. Hakim sınıflar, dünyada, bölgede ve ülkede sömürgeci sermayenin ihtiyaçları ve buna bağlı olarak savaşlar konusunda birkaç noktaya kenetlenmiş bir durumda süreçlerine devam etmekteler. Barışları da savaşları da yatırımları da hep bu odaklandıkları süreçlere hizmet eder vaziyette ilerletmek istemektedirler. Ancak durum devrimci faaliyetimize geldiğinde süreçlerimizin kırılgan olduğunu ifade etmek gerekir, politikalarımız güçlü ve uzun süreli olmadıkları için esen birçok şeyden etkilenerek belirgin olmayan hedeflerinden sürekli bir şekilde sapma göstermektedirler. Pratiğimizde buna bağlı olarak kendi çizgisinde devinip durmaktadır.
Bunları kısa sürede aşma hedefinde olmalıyız.
Hakim sınıflar, özellikle Suriye’deki gelişmelerin ardından -tırnak içerisinde-yumuşak bir geçiş süreci izlemektedir. Savaş, bir nebze tali duruma düşmüş siyaset konuşmaktadır. Bu durum, devrimci muhalefette kafa karışıklıklarına neden olmasa da politik-pratik sürecini baltalar bir işleve bürünmüştür. Bu tamamen özgün nedenlerden kaynaklıdır.
Oysaki burjuvazinin bütün barışları daha büyük savaşlar yaratmak içindir. Doğal olarak içinden geçtiğimiz süreç, bütün özneleri bakımından aldatıcıdır. Gerek Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi gerekse de Türkiye’deki hakim sınıflar bakımından kademeli bir geçiş süreci izlenmektedir fakat bu durum öznelerin niyetlerinden bağımsız olarak kalıcı değildir, bunu politik faaliyetimizde unutmamamız gerekir. Kalıcı olan şey burjuva dünyada onların haksız savaşlarıdır, bu aynen KUÖH ile TC arasındaki ilişkilenme açısından da geçerlidir, nitekim geçtiğimiz onlarca yıllık süreç buna işaret etmektedir.
Anlık olarak en fazla olan şey, iki özne açısından da düşmanların değişmiş olmasıdır.
Doğal olarak bu geçici sürecin, bizim en fazla düştüğümüz hatalardan biri olan politik süreçlerimizdeki istikrarı dağıtma tehlikesine düşmemeliyiz. Tam tersine böylesi süreçler egemenler tarafından ileride atacakları savaşların hazırlık süreçleri olarak değerlendirilmektedir. İç cephe tahkimi, silahlanma yarışları, istihbari bilgi biriktirme, gizli ittifaklar oluşturma böylesi dönemlerde hız kazanmaktadır. Doğal olarak diyebiliriz ki düşman sınıfları, halkı daha fazla ezmek ve daha fazla halkları ezmek için güçlerini pekiştirmeye çalışmaktadırlar. Devrimci mücadele de aldanmamalı ve daha büyük bir titizlikle faaliyetimizin eksikliklerini hızla kapatmalıyız. Hakim sınıfların gelecekte atacağı adımlar, çalkantılı bir süreç yaratacak ve bu süreçler devrimci durumun büyümesi için daha elverişli bir zemin oluşturacaktır. Bu nesnel durum, güçlü bir hazırlık yapılmadan, güçlü bir örgütlenme ağı yaratılmaksızın devrimin lehine değerlendirilemez.
Bu açıdan ilk ele alacağımız şey bağlılık olmalıdır.
Neo-liberal kapitalist dünya geldiğimiz noktada toplumlarda yozlaştırdığı en büyük şeylerden biri bağlar ve bağlılık duygusudur. İnsanlar-gençler, sistem içi ya da değil; aile, kardeş, arkadaş, dostluk, romantik birliktelik, meslek ya da yoldaşlık devrimci davaya adanma gibi konuların tamamında eksik bağlarla ilişki kurmaktadır. Büyük çoğunlukla diyebiliriz ki bu ilişkiler kopmaya yüz tutmuş, çabuk kırılan, kazanmak ya da geliştirmek için çaba sarf edilmeyen, ben merkezli bir yaklaşımla pamuk ipliğiyle birbirine bağlı durumdadır. Bu kapitalist toplumun içini en fazla boşalttığı değerlerden biridir. Karşılıksız ama birlikte atılan adımlarla zorluklar atlatılarak geliştiriliren, bir duygudur bağlılık.
Bağlılık duygusunu yitirmiş bir insan uzun süreli herhangi bir iş yapamaz. Bağlılık duygusu olmaksızın devrimci faaliyette ise tamamen tökezleriz. Çünkü devrim mücadelesi, uzun süreli, oldukça zorlu, istikrar ve disiplin isteyen, inişlerde ve çıkışlarda ruhsal dayanım isteyen bir mücadeledir. Doğal olarak devrim mücadelesine bağlılık, yoldaşlarımıza bağlılık duygusu olmaksızın, politik çalışma, disiplinli bir okuma, özdisiplinli ve yaratıcı bir faaliyet ortaya koymak tatlı bir hayal olur. Bunlar olmaksızın, ilk sınavlarda elenmeler, havlu atmalar, zorlukların üstüne gitmemeler yaşanır ve doğal olarak hiçbir değer, bizleri, insanları birbirine bağlayan değerler ortaya çıkmaz. Ne herhangi bir ilişkiyi başlatmayı ne de herhangi bir ilişkiyi hakkıyla bitirmeyi becerebiliriz. Bağlılık bu açıdan hayatımızın her yerine sirayet eden, her adımımızda bize eşlik ediyor olan bir duygu ve bilinçtir. Mücadeleye, topluma, örgütümüze ve yoldaşlarımıza yönelik geliştirdiğimiz eksik bağlar, hızla onarılmalı ve bunun da tek ilacı pratikte hedeflere birlikte yönelmek ve zorlukların üstesinden birlikte gelmektir.
Bağlılıklarımız geliştikçe, devrimci hedefler oluşturma, devrimci tarz ve devrimci disiplin -ki bu tamamen öz disiplindir- de oturmaya başlayacaktır.
Devrimci hedef, örgütsel bir amaca yönelik somutlanmış bireysel bir görev olmaksızın ayakları havada kalır. Politik bütünlük ve istikrar, bütün örgüt olarak yoğunlaştığımız bir hedef ve bunlara uygun olarak nokta atışı görevlerimiz olmalıdır. Bütünlük ve yoğunlaşılmış -birkaç daha fazla değil- hedeflerimize ağırlık verip bunları kısa sürede belirginleştirmemiz gerekmektedir, bu hala biraz zaman alabilir ancak nokta atışı somut görevlerimize geldiğimizde genel hedeflerimiz doğrultusunda vakit kaybetmeksizin başlamalıyız. Okuma, eylem örgütleme, üretme ve en önemlisi de insan kazanma ve bilinçlendirme noktasında atılgan ve hepimizin somut görevleri olmalıdır. Örgütsüz ama örgütlenmeye açık gençlikle ilişki kurmada girişken, ve doğru temelde ısrarcı olmalıyız fakat olumlu ya da olumsuz ilişkilerimizi doğru zamanda netleştirmeyi, noktalamayı bilmeliyiz. Kangrene dönüşmüş, parazit ilişkilenmeleri ayıklama konusunda daha fazla ustalaşmamız gerekmektedir, bu konuda kolektif aklı devreye sokmak, fikirlerimizi-düşüncelerimizi birleştirmek doğru kararlar almamızı sağlayacaktır. Bu hepimizin daha iyi gözlemciler olmamızı da gerekli kılmaktadır. Etrafındakileri, çevremizin toplumsal ilişkilerini iyi gözlemleyemezsek, niyetimizden bağımsız olarak kendimizi sürekli yanlış ilişkilerin ortasında buluruz. İnsanın toplumsal bir kaygı gütmesi temel belirleyendir, bireysel kaygılar zaman ilerledikçe, ilişkilerimiz geliştikçe toplumsal kaygılara dönüşüyor mu bunun cevabını verebilmemiz bir ilişkiyi değerlendirebilmek için önemlidir.
Somut bir hedefe odaklanmak, çoğu zaman bağımsız çalışabilmeyi, tek başına üretebilmeyi, tek başına devingen olmayı, yeterli nitel düzeye gelmek konusunda çabalamayı gerektirir. Bu da öz disiplinle ilişkilidir. Bağlılık geliştirmeyen savruk yaşar, bu yaşam tarzında olsa da olur olmasa da olur olan birçok şey vardır, “aman efendim sonra da yaparız”cılık günbegün gelişir. Mücadeleye doğru ve kalıcı temellerde bağlılık geliştirdiğimizde ise öz disiplinimiz artarak, esas tali ayrımları kendiliğinden kazanılır, birçok çalışmayı ve bilhassa da diğerlerine göre önemli olanları daha fazla vaktinde, daha eksiksiz daha az ertelemeyle yapar hale geliriz. Bu dediğim dedik, yaptığım yaptık; modo mod, bürokrat bir yaşamı değil tam tersine canlı, dinamik, üretken, gelişen, kendini yenileyen bir karakter gerektirir. İş paslama eğiliminden görev alma konusunda istekli ve bunları yerine getirmede başarılı devrimcilerin gelişimini güçlendirir. Öz disiplinimiz olmazsa, hep birilerine bağımlı kalırız, edilgenleşiriz, devrimci faaliyette tek başımıza bir iş göremez hale geliriz, bunun olmasını kimse istemez. Ama öz disiplinimiz arttıkça, kendimize güvenimiz de gelişir ve tek başına bir kolektifin yapabileceği işleri yapabiliriz. Bunlar boş kafayla olmaz, özgürlük için mücadele etmek kalben inanma ve bilinç düzeyinde gelişkinlik gerektirir, ikisi içinde politik-siyasi düzeyimizi artırmalı, yenilenmeliyiz.
Böylece devrimci bir tarz kazanırız, devrimci tarza sahip olan bir insan devrimin, ezilen toplumların çıkarına kendini yenilemeyi bilen insan demektir. Böylesi yoldaşlarımız tutum ve davranışlarıyla örgütümüzün geniş kitleler tarafından sahiplenilmesinde önemli bir rol oynar, örgütün geniş kitleler içerisinde örgütlenme başarısını artırır. Sömürü sisteminin düzene ve onun yansımalarına bir köle gibi bağladığı insanlar devrimci bir tarz yaratamaz, bu karakterdeki insanlar bir rol olur ve geniş kitlelere devrim mücadelesini kötü tanıtırlar. Doğal olarak devrimci mücadelenin istediği tarz; yarattığı insan ilişkilerinden; okuma, araştırma-incelemeye; gerektiği zaman gerektiği yerde olmadan daha az yanlış yapar hale gelmeye kadar hayattaki her şeyle ilgilidir.
Bunlar doğru temelde geliştiği zaman, güven pekişir.
Tabiki bunları ezbere, öyle olması gerektiği için öyle değildir. Bu tartışmalarımızı ne için yerine getirmeliyiz ya da bunları ve elbette daha fazlasını yerine getirmeye ne zaman istekli hale gelir. Toplumsal bir davaya adandığımızın nedenlerini daha fazla anlayıp daha fazla içselleştirip daha fazla ortaya koydukça… Yürüttüğümüz tartışmalar, gelişim ve daha geniş kitleleri örgütleme isteği kanlarımızı emenleri yapıştıkları yerden söküp atabilmek içindir.
Dünyadaki bütün her yer kapitalizmin işgali altında, karanlığa gömülmüş durumdayken, toz pembe hayaller dolaştırılıyor. Artık aldanmaya ve aldatılmaya son vermeliyiz.

Yazı; Yeni Demokrat Gençlik dergimizin 24. sayısında yayımlanmıştır.

Okunma: 142

Kategori:Güncel, Köşe Yazıları Etiketler: Devrim, disiplin, politika

Arama
    Generic filters
    Başlık arama
    İçerik arama
    Alıntı arama
    Kategorileri filtrele
    Üniversite
    Özgür Okul
    LGBTİ+
    Kültür/Sanat
    Güncel
    GENÇLİĞİN SESİ
    Genç Kadın
    Takip Edin FacebookTakip Edin TwitterTakip Edin InstagramTakip Edin YouTubeTakip Edin Google+Takip Edin Foursquare

    SON MAKALELER

    Analiz:EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI DURALIM!

    Bellek: KANUNİSANİ’Yİ UNUTMA YOLDAŞ

    AİLE-DEVLET-HUKUK -KOLLUK İŞBİRLİĞİNDE NARİN OLMAK!

    Gençlik Piyasanın Esiri Olmayacak

    Gençlikten Notlar: Pratiğe Yoğunlaşırken, İdeoloji ve Politikada Derinleşelim

    FACEBOOK

    Yeni Demokrat Gençlik

    Kategorilar

    • Genç Kadın (16)
    • GENÇLİĞİN SESİ (38)
    • Güncel (157)
    • Köşe Yazıları (38)
    • Kültür/Sanat (12)
    • LGBTİ+ (15)
    • Lise (3)
    • Makale (46)
    • Özgür Okul (6)
    • Üniversite (37)

    Copyright © 2017 - Yeni Demokrat Gençlik (YDG) kurumsal web sitesidir · Tüm içerikler kaynak göstermek koşulu ile paylaşılabilir ·

    Scroll