Mayıs ayı, bu toprakların hafızasında sadece baharın değil, sarsılmaz bir iradenin ve erken düşen fidanların ayıdır. Onlar gökyüzünün en karanlık olduğu anlarda, o karanlığı yırtan birer şimşek gibi geçtiler hayatımızdan. Onlar toprakta birer tohum şimdi; günü gelecek, hasadı mutlak bir devrim olacak. Mustafa Suphilerin katledilişinden bu yana mücadeleye rengini veren reformizme, parlamentarizme karşı 71 devrimci çıkışı bir hat belirlemiş ve biz ardıllarına bir miras bırakmıştır. Komünist önder İbrahim Kaypakkaya yoldaşın sonsuzluğa yürüyüşünün 53. yılında, onun bıraktığı o yalın, bükülmez ve ödünsüz mirasın sıcaklığını hala yüreğimizde taşıyoruz. Amed zindanlarında bastırılmaya çalışılan sadece onun sesi değil, temsilcisi olduğu bütün ezilen halk yığınlarının sesidir. Faşist diktatörlük de bu bilinçle Kaypakkaya’yı kendine en büyük tehdit olarak görmüş ve mahkemeye dahi çıkmasına fırsat vermeden onu katlederek fikirlerini ve mirasını da yok etmeye çalışmıştır.
Konforun Karşısında Zoru Savunmak
Egemenlerin, kurdukları karanlık saltanatı kökünden tehdit eden bu ışığa karşı bitmek bilmeyen korkusu boşuna değildir. Onlar, sadece bir insandan değil; o insanın kelimelerinde ve adımlarında can bulan, köhnemiş düzenlerini kökünden sarsacak o ihtilalci fikirden korkuyorlar. MLM biliminin perspektifiyle pratikle yoğrulmuş o fikir çürümüş düzenin dayanaklarını bir bir kıracak ve proletaryanın öncülüğüyle özgür geleceği inşa edecektir. Coğrafyanın tüm asalakları, sömürüden beslenen tüm klikleri bugün bile onun adını duyduğunda aynı titremeyi yaşıyor. Çünkü Kaypakkaya, uzlaşmanın konforuna düşenlerin değil, devrimci çizgide sebat edenlerin pusulasıdır.
Onu anmak, yalnızca geçmişe sarılıp bir yas tutmak değildir. Onun düşünce düzlemini kavramak, devrimci teoriyi ve pratiği bugünün sokaklarına, meydanlarına taşımaktır. Kutup yıldızlarımızdan İbrahim başta olmak üzere devrimci önderlerimizin perspektifini kuşanarak bugünün dinamik çelişkilerine yine dinamik doğru çözümler üretebilmeliyiz. Fikirleri topluma mâl olmuş İbrahim Kaypakkaya işte bu yüzden ölümsüzdür. Onların fikirlerini anlamak ve anlatmak da bizler için devrimci bir görevdir. Yeni Demokrat Gençlik olarak bizler, bu tarihsel sorumluluğun omuzlarımıza yüklediği her bir görevin, her bir kavga fırtınasının bilincindeyiz.
Kaypakkaya, toplumsal gerçekliği sadece tahlil etmekle kalmadı; o gerçekliği baştan aşağı değiştirecek cüreti yaşamının her anına nakşetti. Onun teorisiyle pratiği arasındaki bütünlük, bugün direnişin meşalesini en önlerde taşıyan her gencin yolunun kesiştiği ortak bir nehir haline geldi. Mevcut sistemin tabularını yıkan, sınırlarını aşan bu duruş, coğrafyamızda eğilip bükülmeyen komünist devrimciliğin en berrak tanımıdır. YDG olarak, onun ve bu kavga uğruna can bedeli bir mücadele veren tüm yoldaşların cüretini kuşanarak doğru mücadele ve örgütlenme hattını takip edeceğiz.
Ölümsüzlerimizin Bilincini Kuşanalım
Aynı şekilde mayıs ayı Türkiye devrimci hareketi ve Kürt Ulusal Özgürlük Hareketi’nden birçok önder kadronun ölümsüzleştiği aydır. 1977’nin 18 Mayıs’ında Haki Karer ve 1982’nin 17 Mayıs’ında zulmün kalbinde direnişin meşalesini yakan Dörtler, ölümün sınırlarını aşarak halkların ortak kurtuluş çığlığı oldular. 1972’nin 6 Mayıs’ında darağaçlarını birer zafer kürsüsüne çeviren Deniz, Yusuf ve Hüseyin, düzenin sınırlarını ve kuşatmasını parçalayan o fırtınalı adımlarıyla tarihin akışını değiştirdiler. Bu sarsılmaz irade, yine bir Mayıs şafağında, Kaypakkaya’nın ardılı ve sadık bir yoldaşı olarak fırtınalı bir ömür süren, halkların eşitliğini ve mücadelesini dağların doruklarına taşıyan Armenak Bakırcıyan’ın çizgisiyle harlanmıştır.
Geleceğimiz Örgütlülüğümüzdür
Bugün onları anmak bu politik bütünselliği mevcut toplumsal gerçekliğin damarlarına işleyecek politikalarla üretmekten ve bu refleksiyonu gençliğin isyancı, kabına sığmaz ruhuyla yeniden ve yeniden harmanlamaktan geçer. Bunu başarmak, kelimenin en gerçek, en yalın manasıyla devrimciliğin o ölümsüz ruhunu bugünün diline uyarlamak ve başta Kaypakkaya yoldaş olmak üzere yaşamını bu kavgaya adayan tüm yoldaşlarımızın sesini yarınlarda yaşatmaktır. Onun fikirlerini yaşatabilmenin ve faşist kemalist diktatörlükten hesap sorabilmenin yegâne yolu sistemin sınırlarına hapsolmamış bir örgütlenme ve örgütlenme anlayışından geçer. Sistemle çelişkisi olan her genci bu anlayışla YDG saflarında örgütlenmeye çağırıyoruz.
Şimdi, onların yarım bıraktığı şarkıyı daha gür sesle söyleme, sınırları aşma ve yeniyi her gün yeniden yaratma zamanıdır.
Katledilişinin 53. yılında, ser verip sır vermeyen o çelik irade, komünist önder İbrahim Kaypakkaya ölümsüzdür!
Haki Karer ve Dörtler ölümsüzdür!
Mayıs ayının tüm güneşi, kavga şehitlerinin anısıyla parlamaya devam edecek!
