Yeni Demokrat Gençlik

YDG Resmi web sitesi

  • Anasayfa
  • GENÇLİĞİN SESİ
  • Güncel
  • Üniversite
  • Özgür Okul
  • Genç Kadın
  • LGBTİ+
  • Makale
  • Köşe Yazıları
  • Kültür/Sanat
  • Bize Ulaşın
  • PDF

Gençlikten Notlar: İlerleyelim ve Devrime Varalım!

30 Nisan 2026 by admin1

Bizler kendimizi dünyayı kökünden değiştirecek bir davaya adamış devrimcileriz. Bu değişimin kolay ve hızlı olmayacağını da bilmek gerekir. Ayrıca unutmayalım ki değişmeyen değiştiremez, değiştirmeyen de değişemez.

Evrende her şey hareket halindedir. Maddenin en basit yapı taşı olan atomdan gezegenlere kadar, enerji dönüşümlerinden evrime kadar gözlemlediğimizde önümüze sürekli var olan hareket gelir. Elbette ki varlığın özü maddedir. Biz ise maddenin varlığını ancak bu gözlemlenebilir hareket ile bilebiliriz.

Bazı hareketler yavaş olduğu için gözlemlenmesi zordur. Hareket eden bir araba örneğini verelim. Gözle görülen mekanik hareketinden öte arabanın her parçası değişim halindedir. Araba sadece bir noktadan diğerine yer değiştirmez. Aynı zamanda boyası yavaş yavaş dökülür, lastikleri yıpranır, metal aksamları git gide oksitlenir ve paslanır. Lakin bu yavaş hareketleri gerçekleştikleri her an gözlemlemek pek mümkün değildir. Üzerinden vakit geçip de gözlemlenebilir miktara geldiklerinde bu değişimi görürüz. Bilimin ilerlemesi ile daha gözlemlenebilir hale gelen bu diğer hareket türlerinin varlığını ve tabii maddenin varlığını reddetmek idealist, metafizik düşünceden başka bir şey değildir.

Bu yavaş ve gözlemlenmesi zor hareketlerden biri de toplumun hareketidir. Her varlık gibi toplum da ilerler ve gelişir. Metafiziğe gömülmüş burjuva filozofların ya da idealist sosyologların iddia ettiği gibi toplum değişmez bir yapıdan ibaret değildir. Çünkü toplumun alışkanlıklarını ve kültürünü belirleyen şey onun özü değil üretim ilişkileridir. Üst yapı olan hâkim sistemin etkisiyle alt yapı değişir ve ilerler. Tarihin farklı noktalarına bakıldığında bu ilerlemeyi görmek mümkündür. Üretim ilişkileri her değiştiğinde toplum da değişmiştir. Örneğin köleci toplumdan feodal topluma, sonra oradan burjuva ve proleter topluma geçilmiştir. Bizler pek tabii diyalektik materyalizmden aldığımız güçle bilimsel olarak biliyoruz ki üretim araçlarının ve yönetimin proletaryanın eline geçmesi ve sömürü düzeninin son bulmasıyla sosyalist topluma ve sonrasında komünist topluma geçiş yapılacaktır. Toplumun gelişip ilerlemeyeceği, kapitalizmin dünyanın sonu olduğu yalanı hâkim sınıflar ya da onların şarlatanları tarafından bizi mutlak gerçeklikten ve o yolda mücadele etmekten alıkoymak için uydurulmuş safsatalardır.

En başta dediğimiz her şeyin hareketine zaman da dahildir. Zaman sürekli ileri doğru hareket eder. Biz bilimsel sosyalistler de bu sürecin farkında olarak kendimizi ve kolektifimizi ilerletmeli her daim hareket etmeyi hedeflemeliyiz. Çünkü ilerlemeyen her şey zamanın ardında kalıp gerilemeye mahkumdur. Bizler hareket ederken yan çelişkileri görmezden gelirsek, gözlerimizi kapatıp yokmuşlar gibi yaparsak ya da onların somut tahlilini yapamayıp düşman icadı olduklarını iddia edersek pek tabii zamanın ardında kalıp gerilemeye mahkûm oluruz. Esas ve talinin ayrımını yapmak yan çelişkileri görmezden gelmek değildir. Devrimcilerin görevi her türlü ezilenin yanında durup problemlerine sınıfsal bir perspektifle bakarak tahlilini yapmaktır. Bu doğrultuda politikalarımızı her daim ilerletip geliştirmeli, günbegün çelişkilerin derinleştiği bu atmosferde yeni örgütlenme alanları yaratmaya çalışmalıyız. Nitekim devrim herkese kurtuluş getirecektir. Niteliğini de bunu gözeterek belirlemek gerekir. Bugün sorun olarak görmeyip çözümü üzerine politika üretmediğimiz çelişkileri yarın devrimin çözeceğini söylemek samimi değildir. Bizler zaman ve toplumla birlikte hareket eden nüveler olmazsak tarihin tozlu sayfalarına gömülmemiz kaçınılmazdır.

 

Şeyler Nasıl İlerler

Peki kendimizi, örgütümüzü ve kolektifimizi nasıl ilerletebiliriz? Öncelikle bu hususta şeylerin ilerlemesinin nasıl gerçekleştiğini görmek gerekir. Evrende var olan her şeyin kendi iç çelişkileri vardır. Çelişki hayatın ve varlığın olmazsa olmazıdır. Ki çelişki bittiğinde hayat da son bulur. Tohumdan filizlenen bir çiçek toprağın üstüne çıkmadan önce sert kabuğunu kırmak zorundadır. Canlı hücrelerin dışındaki cansız kabuk bir çelişki ortaya koyar. Ne zaman ki çiçek kabuğunu yırtar, toprağı delerse filizlenip büyüyebilir. Yani ilerlemesini çelişkisini çözerek gerçekleştirir. Aynı zamanda insanın bedeninde canlı ve cansız hücreler vardır. İnsan hem yaşamı hem de ölümü beraber bünyesinde bulundurur. Ne zaman ki bu çelişki ortadan kalkarsa yani insanın bedeninde canlı hücre kalmazsa yaşamı da son bulur. Çelişkinin evrensel olduğunu görmeli ve biri çözülünce bir diğerinin ortaya çıkacağı gerçeğiyle yaşamın bir mücadele olduğunu bilmeliyiz. Aynı şekilde insanın düşüncelerinde ve hareketlerindeki çelişkide de ne zaman ki ölü olana, geri olana yaslanır ve orayı beslerse verdiği mücadeleleri bir bir kaybeder ve yok olmaya mahkûm olur. Toplumun geri yanlarına yaslanıp kendini var eden yapıların nasıl asalaklaştığını ve yeniyi, ileriyi üretmekteki kıtlığını görmek mümkündür.

 

Gerçekliğimizin Farkında Olalım

Bizler kapitalist üretim ilişkilerinin hâkim olduğu bir toplumda yaşayan insanlar olarak sistemin bize empoze ettiği kültürü ve hastalıkları tespit etmeliyiz. Kapitalizm varlığının devamı için kendi kültürünü oluşturmakta ve sonrasında elinde var olan tüm medya ve propaganda araçlarıyla bizi manipüle etmektedir. Sokakta gördüğümüz reklam panolarından dizi ve filmlere kadar etki edebildiği her alanı işgal etmiş durumdadır.

Toplumun farkındalığı yüksek kesimlerini oluşturuyor olmanın rehavetine kapılıp bu sistem içi hastalıkların bizde de hayat bulabileceğini görmezden gelmek ancak kendimizi kandırmak olur. Biz zamanın gerisinde kalmamak için sürekli ilerlemek durumunda olanlar, geri yanlarımızı tespit etmeliyiz. Bu geriliklerle asla uzlaşmamalı ve onları ortadan kaldırıp çelişkilerimizi çözerek ilerlemenin yöntemlerini bulmalıyız. Ve dahi hala aynı düzenin içinde olduğumuzdan ötürü sistemin ve bu hastalıkların kendini tekrar üretebileceğini fark etmemiz gerekmektedir. Örneğin ataerkil bir toplumda devamlı olarak erkeklik üretilmektedir. Erkekliğiyle mücadele eden bir birey ilerlemesinin yanılgısına kapılıp bu yanını yendiğini ve artık erkeklik üretmeyeceğini düşünürse büyük bir hataya düşer ve farkında olmadan gerilemeye başlar. Çünkü patriyarka henüz yıkılmamış, hastalıklarını üretmeye devam etmektedir. Cins çelişkisi çözülüp de cinsiyetsiz bir topluma geçiş yapılana kadar da devam edecektir. Bu durumun farkında olarak geri yanlarımıza karşı mücadeleyi daim kılmamız gerekmektedir. Görmezden geldiğimiz ya da mücadele etmediğimiz her durumda sistem bu özellikleri besleyecek ve yeniden var edecektir.

 

Eleştiri ve Öz Eleştirinin Önemi ve Yöntemi

Öyleyse bu çelişkileri çözerek ilerleme yasasını kendimize ve kolektifimize nasıl uygulayabiliriz? Bu alanda biz bilimsel sosyalistlerin en kuvvetli silahı eleştiri öz eleştiri mekanizmasıdır. Hayatın her yerinde bulunan iki çizgi mücadelesinde devrimci çizginin kazanmasının tek yolu budur. Geri yanlarımızı tespitini yaptıktan sonra bunları samimi bir şekilde dile getirmemiz ve yapıcı çözümlerini aramamız gerekmektedir. Bizim hakkımızda dışardan bir gözle daha objektif ve daha kapsayıcı eleştiri yapacak insanların yorumlarını da canı gönülden dinlemeliyiz.

Kendi çelişkilerimiz ve geri yanlarımız varken başkalarını eleştiremeyiz dememeliyiz. Lakin devrimci etiğe uygun olan önce samimi bir şekilde kendini eleştirmektir. Karşı tarafı eleştirirken tutumumuzu ve niyetimizi belirleyecek olan da budur. Eğer ki karşımızdakinin hatalarını gün yüzüne çıkarıp geri yanların o kişide daha çok bulunduğunu kanıtlayarak vicdanımızı rahatlatma peşindeysek bu eleştiri-öz eleştiri mekanizmasının bir suistimali olacaktır. Elbette bu kıymetli araca bu şekilde yaklaşmak bizi ilerletmeyecek bilakis hem bizi hem de kolektifimizi geriletecektir. Yani işin özü öncelikle samimi bir öz eleştiri verebilmekten geçmektedir.

Eleştirirken dikkat etmemiz gereken bir diğer husus da üsluptur. Mademki eleştiri öz eleştiri bizi ilerletecek bir araçtır, eleştiriyi kendimizi ve karşı tarafı ilerletme kaygısıyla yapmak gerekir. Yanlış üslup doğru sözün katilidir. En doğru eleştiri zamanında doğru yerde politik bir zeminde yapılan eleştiridir. Bize gelen eleştirilerde ise üslup ve zaman hatalarına takılarak eleştirinin özünü gözden kaçırmamak gerekmektedir. Bunlar önemli hususlar da olsa hakikati perdelememeli geri yanımızla uzlaşmak için bize bahane sunmamalıdır.

Başkan Mao der ki: “Bir kimse açıkça hata işlediğinde, barış ve dostluk uğruna işi oluruna bırakmak; eski bir tanıdık, bir hemşeri, okul arkadaşı, yakın bir dost, sevilen biri, eski bir meslektaş ya da alt kademeden eski bir arkadaştır diye ilkelere bağlı tartışmadan kaçınmak. Ya da arayı bozmamak için, meseleye derinliğine girmeyip, şöyle bir dokunup geçmek. Bunun sonucunda hem örgüt hem de o kişi zarar görür. Bu, liberalizmin birinci biçimidir. (Liberalizmle Mücadele Edelim, 7 Eylül 1937)”. Birtakım çekincelerden ötürü eleştiri aracını kullanmadığımızda bu hem çelişkileri derinleştirip bir problem yaşanmadan çözülmesini engellemekte hem bizi hem de kolektifi geriletmektedir. Çünkü bu durumda hem kendi hem de karşımızdakinin geri yanıyla uzlaşmışız demektir. İlerleme ve ilerletme kaygısıyla hareket eden bizler saflarımızdan liberalizmin bu biçimini söküp atmalıyız. Devrimci mücadelede örgütümüzü de ancak bu şekilde muhafaza edebiliriz.

Eleştiri yaparken düşülen bir diğer hata da sonrasında gözlem yapmamak, eleştirdiğimiz kişinin ilerlemesi için kaygı gütmemektir. Biz ilerletme kaygısıyla karşı tarafı gözetir bir şekilde nasıl ki sorunun tespitinin bir parçası olduysak çözümünde de aktif rol oynamayı bilmeliyiz. Ben söyledim o çözsün tarzı bir anlayış bizi çözülmemiş aynı sorunların etrafında dolandırır. Kaçınılmaz olarak da karşımızdaki insanı ve kolektifimizi geriletir. Bizler devrimcilik iddiası taşıyan insanlar olarak her daim çözümlerin parçası olmalıyız. Aynı zamanda bu süreç içerisinde eleştirdiğimiz kişinin çabasını görüp çelişkiyi çözerken kendisini teşvik etmeliyiz.

 

İlerlememize Engel Olan Kaygılarımız

Hata yapmaktan korktuğumuz için inisiyatif almamak, doğruyu bilsek de kendimize olan güvensizliğimizden söylememek, yanlış yapma ihtimalinden dolayı hareket etmemek bizi içinden çıkılması zor bir duruma sokar. Bu kaygılar bizim daha dikkatli olmamızın daha fazla sorgulamamızın sebebi olmalıdır. Ne zamanki gereğinden fazla büyürlerse işte o zaman ilerlememizin önüne ket vururlar. Şüphesiz asıl hatalı bir davranış olan bu kaygılardan dolayı hareket etmemektir. Kusursuz, mükemmel bir insan olmak ya da olduğunu düşünmek somut gerçeklikten uzaktır. Bunun bilincinde olarak hem kendimize hem çevremizdekilere yaklaşımımızda acımasız olmamak gerekir. Önemli olan hata yapmamak değil hatalarımızdan ders çıkarmaktır. Yapılan her hata doğruyu öğrenmek için bir fırsattır. Hata yaptığımızda ortaya çıkan negatif duygularımızı da doğruya yönelmek için bir motivasyon aracına dönüştürmek gerekmektedir.

Bir görevi kabul etmeye güvenimizin olmamasının sebebi o işle temasımızın az olması ya da o işin somut koşullarına dair kapsayıcı bir anlayışımızın olmamasından dolayıdır. Neden yapamayacağımız yerine zihin dünyamızda odaklanmamız gereken nasıl yapabileceğimiz olmalıdır. Bu yapıcı zihin yapısıyla birlikte o işin niteliğini daha iyi kavrayabilir ve güvenle yaklaşabiliriz. Sonrasında edindiğimiz deneyimler üzerinden de birtakım sonuçlar çıkarıp anlayışımızı kuvvetlendirirsek görevi almaya çekinir bir pozisyondan gönüllü olarak yapan ve diğerlerini de nasıl yapılacağına dair teşvik eden bir duruma geçebiliriz. Böylece hem ilerlemiş hem de ilerletmiş oluruz.

 

Motivasyonumuzu Disipline, Hevesimizi İradeye Çevirelim

Bizler uzun soluklu bir yolun yolcularıyız. Bir maraton koşusuna deparla başlayıp tüm nefesimizi tüketmek daha başlamadan kaybetmeye sebep olur. Somut koşullarımızın farkında olarak hareket etmeliyiz. Disiplin bir çelikse motivasyonumuzu da ona vereceğimiz su olarak kullanalım ve bu çeliği sertleştirelim. Bir hevesle başladığımız mücadelelerimizde irademizi ortaya koyarak ilerlememizin devamlılığını sağlayalım. İlerlemenin ve değişimin yavaşlığıyla karamsarlığa kapılmayalım. Bizler kendimizi dünyayı kökünden değiştirecek bir davaya adamış devrimcileriz. Bu değişimin kolay ve hızlı olmayacağını da bilmek gerekir. Ayrıca unutmayalım ki değişmeyen değiştiremez, değiştirmeyen de değişemez. Bu şiarla birlikte değişimi kendimizden başlatmamız şarttır. Düşlediğimiz dünyanın sakinleri gibi bugünde yaşamak biz ileri öznelerin görevidir. Heves ve motivasyon bizi yola çıkaracak, disiplin ve irade ise başarıya ulaştıracak araçlarımızdır. Özgür bir geleceği ve eşit bir dünyayı ancak bu şekilde inşa edebiliriz. Öyleyse bizi ilerletecek araçların önemini kavrayalım. İlerlemenin öneminin farkında insanlar olarak bu araçların kıymetini bilelim. Biz ilerledikçe kolektif ilerler. Kolektifimiz ilerledikçe örgüt ilerler. Örgütümüz ilerledikçe toplum ilerler. Toplumumuz ilerledikçe devrim yaşanır. Devrim yolunda bizi bilimsel olarak kanıtlanmış başarıya götürecek araçlarımıza sımsıkı sarılalım.

 

Yazı; Yeni Demokrat Gençlik dergimizin 24. sayısında yayımlanmıştır.

 

Okunma: 30

Kategori:Köşe Yazıları Etiketler: Devrim, Eleştiri-Özeleştiri, Genclik, örgütlülük

Arama
    Generic filters
    Başlık arama
    İçerik arama
    Alıntı arama
    Kategorileri filtrele
    Üniversite
    Özgür Okul
    LGBTİ+
    Kültür/Sanat
    Güncel
    GENÇLİĞİN SESİ
    Genç Kadın
    Takip Edin FacebookTakip Edin TwitterTakip Edin InstagramTakip Edin YouTubeTakip Edin Google+Takip Edin Foursquare

    SON MAKALELER

    Analiz:EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI DURALIM!

    Bellek: KANUNİSANİ’Yİ UNUTMA YOLDAŞ

    AİLE-DEVLET-HUKUK -KOLLUK İŞBİRLİĞİNDE NARİN OLMAK!

    Gençlik Piyasanın Esiri Olmayacak

    Gençlikten Notlar: Pratiğe Yoğunlaşırken, İdeoloji ve Politikada Derinleşelim

    FACEBOOK

    Yeni Demokrat Gençlik

    Kategorilar

    • Genç Kadın (16)
    • GENÇLİĞİN SESİ (38)
    • Güncel (157)
    • Köşe Yazıları (38)
    • Kültür/Sanat (12)
    • LGBTİ+ (15)
    • Lise (3)
    • Makale (46)
    • Özgür Okul (6)
    • Üniversite (37)

    Copyright © 2017 - Yeni Demokrat Gençlik (YDG) kurumsal web sitesidir · Tüm içerikler kaynak göstermek koşulu ile paylaşılabilir ·

    Scroll