Yeni Demokrat Gençlik

YDG Resmi web sitesi

  • Anasayfa
  • GENÇLİĞİN SESİ
  • Güncel
  • Üniversite
  • Özgür Okul
  • Genç Kadın
  • LGBTİ+
  • Makale
  • Köşe Yazıları
  • Kültür/Sanat
  • Bize Ulaşın
  • PDF

PERSPEKTİF: 19 Mart’ın Birinci Yıl Dönümünde İsyanı Kuşanan Gençliği Selamlıyoruz!

21 Mart 2026 by admin1

AKP iktidarının uzunca bir süredir dozunu arttırarak ilerlediği sefaleti, yoksulluğu dayatan politikaları; en ufak demokratik taleplerin gözaltı ve tutuklama saldırılarıyla karşı karşıya bırakılması İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla geniş halk kesimlerini sokağa döken, günlerce süren eylemlerin sebebi oldu.19 Mart 2025’te halk gençliği olarak bizlere dayatılan geleceksizliğe karşı öfkemizi tekrar sokaklara taşırdık. Taleplerini dile getirmek için dışarı çıkan binlerce genç özellikle büyükşehirlerde alanları doldurdu. Polis ablukalarıyla engellenmeye çalışılsak da ilk gün İstanbul Üniversitesi’nde yıktığımız barikattan aldığımız güç ve irade ile bütün alanlarda direnişi sürdürdük. AKP iktidarının işkenceci polisine, saldırılarına boyun eğmedik. Bu süreçte, yoldaşlarımız da dahil olmak üzere binlerce genç göz altına alındı yüzlercesi de tutuklandı. Fakat bu durum istenenin aksi bir hal yaratarak gençlikteki öfkeyi ve örgütlü mücadeleye dair ihtiyacı artırdı. AKP-MHP faşizmi iç cepheyi tahkim anlayışıyla kendisine muhalif herkese saldırmayı sürdürürken gençlik, isyanından aldığı mirasla üniversiteleri direniş alanına çevirdi. Özellikle Mart sürecinden sonra Eylül’de yeni dönemin başlamasıyla birçok üniversitede kitlesel eylemsellikler gerçekleşti. Hükümet tarafından sistem içine sıkıştırılmaya çalışılan, sönümlendirilmek istenen öfke kampüslerden sokaklara taştı ve demokratik meşru talepler etrafında şekillendi. Öğrenciler olarak bizlere reva görülen niteliksiz eğitim ve temel haklarımızın temini için birçok eylemsellik örgütledik. Faşist iktidar çareyi bu kez de üniversitelerde OHAL ilan ederek bulmaya çalıştı. Demokratik hakları hiçe sayarak uydurma sebeplerle göz altı ve tutuklama saldırılarını sürdürdü. Sivil faşist çeteler ve aparatlarla öğrenci hareketini dağıtmaya çalıştı. Üniversitelerde öğrencilerin eğitim hakkını gasp ederek kayyım rektörler aracılığıyla uzaklaştırma cezaları verildi. Geçtiğimiz günlerde de Hacettepe üniversitesi başta olmak üzere birçok üniversitede okuyan arkadaşlarımıza demokratik haklarını kullandıkları için 4 yıla varan uzaklaştırma cezaları verildi. Bu nafile çabalarla gençliğin meşru öfkesini bastırabileceğini sanan hükümete cevabımızı yine alanlarda, yine sokakta, yine kampüslerde, yine direnerek verdik. O gün 19 martta sokakları dolduran öfkeyi anlamak ve örgütleyebilmek bizler için bu saldırıları boşa düşürmek ve kazanım elde edebilmek için çok önemlidir. Devlet ve mevcut temsilcisi AKP-MHP iktidarının örgütsüzlüğü örgütlemeye çalıştığı atmosferde bizler de bu süreçlerden dersler çıkarmalı ve objektif tahlilini yaparak eksiklerimizi gidermeliyiz.

 

Zihnimizi Berraklaştıralım

Geniş gençlik kitleleri ülkedeki sorunların tek kaynağını AKP iktidarı olarak görmekte. Uzun süredir devletin ve komprador burjuvazinin temsilciliğini yapan AKP elbette mesuldür ve ona karşı mücadele etmek de meşrudur. Lakin bu klikler arası çatışmalarda kurtuluşu nerede aradığımız da önemlidir. Burjuva partileri yapıları itibariyle hakim sınıfların çıkarlarını koruyarak ve halkın öfkesini ya da isteklerini manipüle ederek hareket ederler. En ideal burjuva demokrasisi bile bu sebepten dolayı halk kitleleri için hiçbir zaman kurtuluş olamaz ve olamamıştır. Gerçek anlamda özgürlük ve insanca yaşam ancak bu çürümüş düzen alaşağı edildiğinde kazanılabilir. Hele bir de kuruluş kodlarında faşist kemalist ideolojiyle şekillenmiş herhangi bir sistem içi partiden halk için demokrasi beklemek daha da tezattır. Tek devlet, tek millet, tek din, tek mezhep, tek cinsiyet, tek cinsel yönelim anlayışıyla hareket eden bu ideoloji diğer tüm kimliklere baskı ve zulümden başka bir şey getirmemiştir. Yarı-sömürge komprador kapitalist Türk devleti, emperyalistlerin çıkarları doğrultusunda kendi sınırları içinde yaşayan halklara her daim sömürü ve soykırım uygulamıştır, uygulayacaktır. 19 Mart örneğinde de gözlemleyebildiğimiz, CHP gibi sözde muhalif birçok partinin tavrı da tam da bu tarif ettiğimiz şekilde olmuştur. Gençliğin meşru öfkesini kendi mitinglerine yedeklemeye çalışan bu siyasetler yine aynı öfkenin sönümlenebilmesi için ellerinden geleni yapmışlardır. Kendi partisine insan kazanıp sandığı hedefleyenlerden kurtuluş beklemek bu yüzden doğru değildir. Bu yaklaşımlara dair alanda çokça defa atılan “Kurtuluş sokakta, sandıkta değil!” sloganını iyi anlamak gerekir.

 

Saflarımızdaki Geri Anlayışlarla Mücadele Edelim

Türk Devleti kurulduğu günden bu yana ezilen her kimliğe karşı şovenizmi ve nefreti körüklemiştir. Bütün propaganda araçlarıyla da topluma bu düşünceleri ilmek ilmek işlemiştir. Bu durumların sonucunu yine alanlarda hep birlikte gördük. Kürtçe sloganları bastırmaya çalışanlar, devrimci-demokrat kurumların flamalarına saldıranlar ve alandan çıkarmaya çalışanlar, ırkçı ve cinsiyetçi söylem ve sloganlarla sözde muhalefet etmeye çalışanlar oldu. Bu kafa karışıklığı da alanda karşısında durmamız gereken ve geleceğimizi çalan devlet ideolojisinin tekrar örgütlenmesine sebep olmaktadır. Hükümete saldırıp devleti ayrı bir noktaya konumlandırmak karşısında olduğumuz sistemin tahlilini yapamamaktır. Sözde muhalif ancak provokatörlük amacıyla alanları dağıtmaya çalışan sivil faşist gruplar da bu kafa karışıklığından beslenerek kitlelerde geri anlayışları yeniden örgütlemeye çalışmaktalar. Böylece meşru talepler etrafında kitlenin örgütlenmesinin de önüne geçilmek istenmektedir. Bizim bu noktada görevimiz gençlik kitleleri içinde var olarak bütün ajitasyon propaganda araçlarıyla bu devlet düşüncelerinin ve düşünürlerinin teşhirini yapmaktır. Aslolan, hiçbir burjuva kliğin arkasına yedeklenmeden; fiili-meşru mücadele hattını büyütebilmektir.

 

En Büyük Gücümüz Örgütlülüğümüz

Kitlelere önderlik edebilecek bir yapının olmaması, sol-sosyalist yapıların kitleyle temasının eksik kalmasından kaynaklı 19 Mart fırtınası da kısa sürede sönümlenmiştir. Bu elbette bir mağlubiyet değildir. Bir basamak olarak değerlendirilmeli, eksiklerinden ve hatalarından dersler çıkarılmalıdır. Birçok gencin politikleşmesine ve meşru mücadele zeminleri aramasına sebep olan bir süreçtir. Yanlışları, doğrularıyla ele alarak dersler çıkarıp bu zeminleri yaratmak da bizim için zorundalıktır.
Alanlarda göze çarpan en büyük eksiklerden biri örgütsüzlüktü. Bu yüzden alanda devlet kolluk kuvvetleri ve şarlatanları aracılığıyla kendini kısa sürede yine örgütleyebilmiştir. Biz de bu süreçten çıkardığımız dersle örgütlülüğümüzü artırmayı ve bütün haksızlıklara karşı en büyük gücümüz haline getirmeye daha da önem vermemiz gerektiğini kavradık. Yeni Demokrat Gençlik olarak gençliğin meşru öfkesini bulunduğumuz tüm alanlarda örgütlemek sorumluluklarımız arasındadır. Somut hedefler etrafında örgütlenmiş öfke ve kitlelerin, kazanım elde edebilmenin tek yolu olduğunu tekrar tekrar hatırlamak gerekmektedir. Çelişkilerin derinleştiği atmosferde bizlere de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek kendimizi yenilemek ve gençliğin ihtiyaçlarına cevap olabilmek düşmektedir.

 

Süreç Kendini Yenilemeyeni Affetmez

19 Mart fırtınası ne bir başlangıç ne de bir sondur. Burjuva iktidarı varlığını sürdürdüğü müddetçe bu tarz isyanlar kendini dönem dönem gösterecektir. Bizler de bir öncekinden aldığımız dersle bir sonrakine hazır olmak zorundayız. Kendi politikalarımızın eksiklerini tespit edip kitlelerin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillenmemiz gerekmektedir. İlkelerimiz ışığında gençlik için meşru bir mücadele zemini yaratmanın tek yolu budur. Toplumda var olan çelişkilerin analizini ve birbiriyle ilişkisini iyi bir şekilde görebilmek de kritik öneme sahiptir. Esas olarak gördüğümüz emek sömürü çelişkisi etrafında bütün bu çelişkileri örgütlemek görevimizdir. Mart süreci örgütlü mücadelenin zorundalığını tekrar göstermiştir. Politikleşen ve örgütlenmek isteyen gençlik için de kendi politikalarımızı tartışabildiğimiz ortamlar yaratmalıyız. Doğru bir hatta yürütülen mücadelenin önemini kavramış olarak bu bilinçle hareket etmeliyiz. Böylece önümüze çıkacak engelleri de teker teker aşabilir ve irademizi çelikleştirebiliriz. Özgür geleceği de ancak bu örgütlü irade ile inşa edebiliriz.
Örgütlenelim, örgütleyelim, özneleşelim geleceğimizi hep birlikte kazanalım!

Okunma: 607

Kategori:GENÇLİĞİN SESİ, Güncel, Üniversite Etiketler: 19 Mart, Genclik, İsyan, Sokak, üniversite

Arama
    Generic filters
    Başlık arama
    İçerik arama
    Alıntı arama
    Kategorileri filtrele
    Üniversite
    Özgür Okul
    LGBTİ+
    Kültür/Sanat
    Güncel
    GENÇLİĞİN SESİ
    Genç Kadın
    Takip Edin FacebookTakip Edin TwitterTakip Edin InstagramTakip Edin YouTubeTakip Edin Google+Takip Edin Foursquare

    SON MAKALELER

    Analiz:EMPERYALİST SALDIRGANLIĞA KARŞI DURALIM!

    Bellek: KANUNİSANİ’Yİ UNUTMA YOLDAŞ

    AİLE-DEVLET-HUKUK -KOLLUK İŞBİRLİĞİNDE NARİN OLMAK!

    Gençlik Piyasanın Esiri Olmayacak

    Gençlikten Notlar: Pratiğe Yoğunlaşırken, İdeoloji ve Politikada Derinleşelim

    FACEBOOK

    Yeni Demokrat Gençlik

    Kategorilar

    • Genç Kadın (16)
    • GENÇLİĞİN SESİ (37)
    • Güncel (155)
    • Köşe Yazıları (35)
    • Kültür/Sanat (12)
    • LGBTİ+ (15)
    • Lise (3)
    • Makale (46)
    • Özgür Okul (6)
    • Üniversite (37)

    Copyright © 2017 - Yeni Demokrat Gençlik (YDG) kurumsal web sitesidir · Tüm içerikler kaynak göstermek koşulu ile paylaşılabilir ·

    Scroll