İşgalci siyonist İsrail’in 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılımı bu sene de tartışma konusu oldu. Bu sene İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları ve 2025 Eurovision Şarkı Yarışması’nda oylamaya müdahale ettiği gerekçesiyle İspanya, İsrail’in katılımı için Avrupa Yayın Birliği’ne (EBU) başvuru gerçekleştirdi. Başvurunun ardından EBU, başvuruyla birlikte talep edilen gizli oylama işlemini reddederek İsrail’i 2026 Eurovision Şarkı Yarışması’na katılımını onayladı.
İsrail’in katılımının onaylanmasının ardından İrlanda, Hollanda, İspanya, İzlanda ve Slovenya 2026’da gerçekleşecek olan yarışmaya katılmayacaklarını ve yayınlamayacaklarını duyurdu. Yarışmadan çekilen ülkelerin ardından eski katılımcılar da boykot çağrısında bulundu. Eurovision 2024 kazananı İsviçreli Nemo ise ödülünü İsrail’in katılımından dolayı EBU’ya iade ederek bu durumu protesto etti.
2. paylaşım savaşının ardından “United by Music” yani “Müzik tarafından birleşmiş” sloganıyla yola çıkan Eurovision Şarkı Yarışması’nın bugün geldiği nokta adeta “Siyonizmle birleşmiş” sloganıyla daha uyumlu olacaktır.
EBU ve onun siyonizm kuyrukçuluğu
Avrupa Yayın Birliği’nin (EBU) siyonizm sevdası yeni değildir. EBU, 2016’da gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Filistin bayrağının yarışma alanı içinde kullanılmasını yasaklarken Gazze’de artan saldırılara rağmen İsrail’in yarışmada bulunmasını sağlaması kısaca özetler nitelikte ama daha da derinlemesine bakalım.
2018’de, Portekiz’de gerçekleşen Eurovision Şarkı Yarışması’nı İsrail’in kazanmasının ardından yarışma 2019’da Tel Aviv’de gerçekleşti. 2019 yılında bir yandan Tel Aviv’de Eurovision gerçekleşirken Gazze’ye dönük saldırılar devam ediyordu.
2019 Eurovision’un İzlanda temsilcisi Hatari grubu, oylama esnasında Filistin bayrağı açarak yarışmayı protesto etti. Bayrağın açılmasının ardından görevliler müzik grubuna yarışma esnasında müdahale etti.
2020 yılına geldiğimizde ise yarışmanın ana sponsoru İsrail menşeili saç bakım yağı markası olan MoroccanOil (Fas Yağı olarak çevrilebilir ancak Fas ile ilgisi olmayan bir marka) oldu. Boykot çağrılarının yapıldığı MoroccanOil’in Nagav Çölü’nde Filistinlileri yerlerinden ederek fabrika kuran bir marka olduğu biliniyor. 2025 yılına kadar kesintisiz olarak yarışmanın ana sponsoru olan MoroccanOil, 2026 yılında gerçekleşecek olan yarışmanın da ana sponsoru olmaya devam edecek.
2024 yılında ise dışarıda gerçekleşen protestolara ek olarak yarışmacı, konuklar ve izleyiciler de protestolara devam etti. 2024 İrlanda temsilcisi Bambie Thug, Filistin’e desteğini sahne dışında her alanda ifade edebildi. Thug, sahneye çıkmadan önce vücuduna yazdığı, eski Celtic dillerinden Ogham yazı sisteminde yazdığı “Filistin’e Özgürlük” ve “Ateşkes” yazılarının silinmesi için EBU’nun talepte bulunduğunu belirtmişti. Yarışmanın sonuçlanmasının ardından Thug, kefiyeyle verdiği röportajda İsrail’in 5. olmasının onu ve ekibini hayal kırıklığına uğrattığını ifade etmişti.
Aynı yıl ilk yarı finalde konuk sanatçı olarak katılan, İsveç’in 2011 temsilcisi Eric Saade ise sahneye bileğine sardığı kefiye ile çıkarak yarışmayı protesto etmişti.

Aynı yıl İsrail delegesinin İrlanda, Yunanistan ve Hollanda temsilcilerine yönelik zorbalık yapıldığı ifade edilmişti. Ne hikmetse Hollanda temsilcisi bir sebep gösterilmeden yarışmadan diskalifiye edilmişti.
EBU siyonizm kuyrukçuluğuna hız kesmeden devam ediyor
İşgal altında olan Filistin hakkında söz üretilmesinin yarışmanın politik olmadığı öne sürülerek yasaklanıyor olmasına rağmen İsrail’in politik mesajlar içeren şarkılarla katılması bir sorun oluşturmuyor EBU için.
Yarışmanın sözde barış sağlaması amacıyla çıktığı bu yolda işgalci siyonist İsrail devletinin katılmasına göz yumması, hatta yarışmada kalması için seferber olması Avrupa’nın ikiyüzlülüğünü ortaya koymaktadır (Rusya’yı diskalifiye edip İsrail’i yarışmada tutması.)
Sanat ve müzik sektörü neden siyonizme ihtiyaç duyar?
Kapitalist düzende bağımsız bir sektörden söz edilemez. Tüm sektörler finans-kapital aracılığıyla birbirine bağlıdır. Örneğin müzik dünyasını yöneten dev şirketlerin (Universal, Sony, Warner Music vb.) en büyük hissedarları aynı zamanda silah sanayisinin, petrol şirketlerinin ve teknoloji devlerinin de sahipleridir. Bu oluşumlar için İsrail, Orta Doğu’daki en güvenli yatırımsal ve stratejik ortaktır. Müzik endüstrisinin tamamıyla İsrail’i boykot ettiği ve siyonizm karşıtı olduğu bir senaryoda sermayenin akışı bozulacaktır.
Dünyaca ünlü müzisyenlerin İsrail’de konser vermesi de bunun bir örneğidir. Bir kesim müzisyenin boykotsal sebeplerle konser vermeyi reddettiğini biliyoruz ancak vermekte bir sakınca görmeyen bir çok müzisyen mevcuttur. Nick Cave, Radiohead gibi müzisyenlerin İsrail’de konser vermesi, konserden alınan vergilerin Filistin halkına bomba olarak döndüğü bir gerçeklik vardır. Ayrıca Artwashing yoluyla “Brand Israel” kampanyasını dolaylı yoldan destekleyerek İsrail’i sorunsuz, şirin bir ülke olarak tanıtmaktadır. Bunun gibi birçok sebepten kaynaklı sanatçılardan doğru oluşacak bir tarafsızlık da mümkün değildir.
Biz gençlere düşen görev şudur: İşgalci siyonizmin propagandaları yapıp, bunlara açık açık destek veren bu tarz yarışmaları boykot etmek; devrimci sanata yönelip, bu doğrultuda üretim vermektir.
Yazı; Yeni Demokrat Gençlik dergimizin 24. sayısında yayımlanmıştır.
