Önümüzdeki 3 ay boyunca bulunduğumuz her alanda “Geleceğimiz Örgütlülüğümüz, Örgütlülüğümüz Geleceğimizdir!” diyerek örgütlenme kampanyası yürüteceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Tüm halk gençliğini geleceğini kazanma mücadelesinde özne olmaya, eylem, etkinliklerimize katılmaya, yürüteceğimiz ajitasyon, propaganda çalışmalarına destek vermeye, bu süreç boyunca yapacağımız ideolojik-politik çalışmalara güç vermeye çağırıyoruz.
Kapitalizmin gün geçtikçe derinleşen krizi, tekelci sermayenin dünya pazarını yeniden paylaşma ihtiyacı, emperyalist bloklar arasında askeri ve siyasi gerilimler doğuruyor. Emperyalistler ve yerli işbirlikçileri, emekçileri derin bir yoksulluk ve geleceksizlikle kuşatırken, bu krizden çıkışın yolunu diğer emperyalist kliklerle girdikleri rekabeti savaşa dönüştüren bir plana hazırlanıyor. Neo-liberal politikaların 2008’de yarattığı ekonomik krizin milyonlarca insanı savaşa, yoksulluğa, sömürüye mahkum etmesinin ardından artarak devam eden etkisi başta biz gençler olmak üzere, dünya halklarını emperyalist tekeller arasında derinleşen bir savaşa sürüklüyor.
İktidarları devam etsin, sömürüleri katmerlensin, yoksulluğa mahkum ettikleri milyarlarca insandan sömürdükleri her şey yine kendilerinin -sadece ve sadece kendilerinin- mülkü olsun diye giriştikleri bu savaşta, milyonlarca insanın yaşamını ve geleceğini uçuruma sürükleyen planlar yapılıyor. Suriye’de, Rojava’da İran’da, Ukrayna’da uyguladıkları haksız savaşların (Suriye’de emperyalist müdahale ve vekâlet savaşları, Rojava’da emperyalizmin doğrudan desteklediği cihatçı çeteler aracılığıyla yürütülen savaş, Ukrayna’da NATO-Rusya emperyalist rekabeti ve İran’a uygulanan kuşatma politikaları) halka vadettiği geleceksizliğe hep birlikte tanık olduk.
Gençlikten; iktidarları sürsün ve zenginlikleri büyüsün diye canını, emeğini, kutsal aileye kurban edilecek bedenini isterken koca bi geleceksizlik vadediliyor. Savaş tamtamları yükselirken, yoksulluk ve geleceksizlik çığ gibi büyürken gençliğin gelecek ve özgürlük umuduna dair ne varsa ortadan kaldırılmak isteniyor. Egemenler kendileri için bir yol kazasına mahal vermemek adına geleceksizlik ve yoksulluk karşısında harekete geçen, bu sömürü düzenine karşı öfkesini isyana dönüştüren gençlik kitlelerini öncüsüz, umutsuz bırakmak istiyor. Halkın, kitlelerin çıkarlarını savunan devrimci-demokratik tüm güçler siyasi operasyonlarla tasfiye edilmeye, düzen sınırlarına çekilmeye çalışılıyor.
AKP-MHP iktidarı, TC devletinin kuruluş kodlarına dayanarak 25 yıldır halk kitlelerine dayattığı, gençliğin geleceksizliği iliklerine değin hissettiği bir tabloyu karşımıza çıkarmış durumdadır. MESEM’lerde yüzbinlerce çocuk işçinin emeği sömürülürken, milyonlarca genç işçi açlık sınırının altındaki asgari ücretle yaşamaya çalışırken, genç kadınlar ve LGBTİ+’lar yaşadıkları sömürünün, baskının yanı sıra katledilirken, milliyetinden, inancından dolayı gençler asimilasyon politikalarına, katliamlara maruz bırakılırken yukarıda ifade ettiğimiz savaş atmosferi gençlik kitlelerinin yaşadığı geleceksizliği daha açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Umutsuzluk her yerde tüm basın-yayın organlarıyla propaganda edilirken bugün umudumuzun, geleceğimizin, özgürlüğümüzün anahtarı olan örgütlülüklerimizi büyütmek, dayatılan karamsarlık karşısında halk gençliğini özne olmaya çağırmak dışında bir seçeneğimiz bulunmamaktadır. Bugün geleceksizliğin bu denli yaşanmasının sebebi sadece egemenlerin halk kitlelerine uyguladığı faşist baskı ve şiddet değildir.
Biz gençlerin bu geleceksizlik karşısında yaşadığımız örgütsüz, dağınık, parçalı halimizin de bir sonucudur. Bu yüzden tüm planlarını bizleri örgütsüz ve umutsuz bırakmak üzerinden yaparken, en ufak demokratik talebi zorla, şiddetle bastırırken talep ve hedeflerimizi düzen sınırlarına hapsetmek istemektedirler. Egemenler gençliği düzen sınırlarına hapsettikleri oranda güçlü olduklarının bilincindedirler. Bu düzenin sınırları dışına çıkacak olan devrimci mücadeleyi düzen sınırlarına sıkıştırmak, devrim mücadelesini reformlar mücadelesine kurban etmeyi salık vermektedir. Resmi ideolojinin, mevcut düzenin sınırlarını aşacak her türlü meşru mücadele ortadan kaldırılmaya; burjuvalaşmış, bürokratik, pratik ve düşünsel olarak ablukaya alınmış bir sınır çizilmeye çalışılmaktadır. Düzenin bekası dışına çıkacak, çıkma potansiyeli taşıyan her türlü pratik ve düşünsel yaklaşım sansür ve baskıyla karşılanmaktadır. Faşizmin olduğu bir ülkede reformlar mücadelesinin devrim mücadelesinin bir parçası olduğu oranda kazanım elde edebileceğinin bilincinde olan egemenler, devrimci mücadelede umuda dair ne varsa ortadan kaldırmak, geleceksizliği büyütmek istemektedir.
Bugün bizler, geleceksizliği umuda çevirecek olanın, yarını bügünden kurarak, kendi ellerimizle yaratacağımız inşa edeceğimiz bir mücadeleden geçtiğinin bilincinde olarak umudumuzu, örgütlülüğümüzü büyütmek dışında bir seçeneğimizin olmadığını görüyoruz. Emeğimiz gasp edilirken sömürü gün be gün derinleştirilirken, 1 Mayıs gibi işçi sınıfının tarihsel kazanım ve mücadelesini simgeleyen günlerde alanlar dahi halka kapatılarak sınıf bilincinin gelişimi engellenmeye çalışılırken, bu yasakları ortadan kaldıracak, emeğimize sahip çıkabileceğimiz, sömürüye dur diyebileceğimiz yegane güç örgütlülüğümüzdür. İş yerinde, kampüste, sokakta tacize maruz bırakılan genç kadınların bedenleri üzerinden savaşlar için en “uygun” aile yapılarını yaratmaya çalışanlara, yaratmak isteyenlere, ataerkiye karşı mücadeleyi büyütebileceğimiz güç örgütlülüğümüzdür. Dili yasaklanan kimliği yok sayılan Kürt gençliğinin tam hak eşitliğini, özgürlüğünü savunacak, kazanımlarını koruyacak güç örgütlülüğümüzdür.
Kadın katilleri, çeteler serbest bırakılıp, devletin tüm kurumları çetelerle işbirliği içindeyken, istismarcı kadın düşmanı bir cemaati teşhir ettiği için bir kadın çocuğuyla birlikte katledilirken buna dur diyecek güç örgütlülüğümüzdür.
MESEM’lerde her geçen gün bir liseli arkadaşımız daha katledilirken, kanlarımız üzerinden yükselen bu düzene dur diyebilecek yegane güç örgütlülüğümüzdür.
LGBTİ+’ların yaşam hakları dahi ellerinden alınmak istenirken, bedenleri, varoluşları üzerinden yeni inkar politikaları geliştirilirken, bu örgütlü saldırılara karşı gücümüz örgütlülüğümüzdür.
Rojava’da, Filistin’de Artsak’ta, Ukrayna’da dünyanın dört bir yanında işgal ve soykırım politikalarına karşı dayanışmayı ve mücadeleyi büyütecek güç örgütlülüğümüzdür.
Emperyalistlerin gençliği haksız savaşlarına kurban etmek istemesine, göç yollarına sürüklemesine dur diyecek güç örgütlülüğümüzdür.
Doğamızı talan eden, sokak hayvanlarını katleden, canlı yaşamını endüstrileşmeye kurban eden bu düzene dur diyecek güç örgütlülüğümüzdür.
Her yerde kendi yasalarını dahi tanımayan bir yasaklar zinciri örülüyken bu ablukayı dağıtacak, fiili meşru mücadeleyi büyütecek güç örgütlülüğümüzdür.
Denizlerin, Mazlumların, Mahirlerin, İbrahimlerin yarattığı, ölümsüzleşmelerinin ardından geçen yarım asırda açığa çıkardıkları devrimci-komünist mirası sahiplenecek güç örgütlüğümüzdür!

Bu gerçekliği görerek 19 Mart’ta barikatları yıkan gençliğin iradesinden, Newroz meydanlarını yüzyıllık asimilasyon politikalarına rağmen dolduran gençliğin kararlılığından aldığımız güçle önümüzdeki 3 ay boyunca bulunduğumuz her alanda “Geleceğimiz Örgütlülüğümüz, Örgütlülüğümüz Geleceğimizdir!” diyerek örgütlenme kampanyası yürüteceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz. Tüm halk gençliğini geleceğini kazanma mücadelesinde özne olmaya, eylem, etkinliklerimize katılmaya, yürüteceğimiz ajitasyon, propaganda çalışmalarına destek vermeye, bu süreç boyunca yapacağımız ideolojik-politik çalışmalara güç vermeye çağırıyoruz.
